İçeriğe geç

Megapol'de Public Art: İzmir'in Yeni Adresi

Public Art'ın İzmir'deki adresi Megapol'de nasıl bir mekan? Terasını, barını, nişlerini ve sanat duvarını bu yazıda anlattık.

Megapol'ün teras tasarımında oturma grupları ve şemsiyeler

Public Art'ın İzmir'deki adresi bir süredir net: Halkapınar'daki Megapol. Kuşadası'nda sahil yoluna, Serdivan'da mahalle hayatına açılan marka, İzmir'de de aynı dili bu adreste konuşuyor. Bu yazıda Megapol'deki Public Art'ın nasıl kurulduğunu, terasından barına, nişlerinden sanat duvarına kadar neyi sunduğunu anlatıyoruz.

İzmir'de Public Art nerede?

Megapol, Konak'ın Halkapınar mahallesinde. Public Art burada şehrin diğer noktalarından gelenlerle buluşan bir köşe kurmuş durumda; Megapol sayfamızda adrese, telefona ve yol tarifine ulaşabilirsiniz. Diğer Public Art şubeleriyle birlikte güncel durumu şubeler sayfamızdan da takip edebilirsiniz; marka İzmir'de de aynı imzayla, aynı menüyle karşınıza çıkıyor.

Megapol'ü diğer şubelerden ayıran şey konumu değil, içinde bulunduğu yapı. Diğer Public Art'lar sokağa veya sahile açılan bağımsız mekanlarken, Megapol'deki şube daha büyük bir yapının içinde kurulu; teras, bar ve oturma alanları bu yapının mimarisine göre şekillendirilmiş. Bu da mekana kendine özgü bir hava veriyor: aynı Public Art dili, farklı bir çerçevede.

Teras, bar ve nişler

Megapol'deki Public Art'ın kurgusu üç ana parçadan oluşuyor: teras, bar ve nişler. Teras, şemsiyeleriyle gün içinde oturulacak açık bir alan; bar, siparişin alındığı ve hazırlandığı merkez nokta; nişler ise daha kapalı, küçük gruplara göre düşünülmüş oturma köşeleri. Bu üç parça birlikte, hem kalabalık bir buluşmaya hem de tek başına geçirilecek sakin bir saate göre esneyebilen bir mekan kuruyor.

Alan Ne sunuyor
Teras Açık hava oturma alanı, şemsiyelerle
Bar Sipariş ve hazırlık merkezi
Nişler Küçük gruplara göre kapalı oturma köşeleri
Sanat duvarı Künyeli eserlerin sergilendiği alan
Megapol'deki bar alanının tasarımı

Görsellerin mimari tasarım aşamasından geldiğini, mekanın son halinin küçük farklılıklar gösterebileceğini de belirtelim; yine de kurgu bu üç parça üzerine kurulu ve İzmir'deki Public Art deneyiminin omurgasını oluşturuyor.

Bu üç parçanın birlikte çalışması, Megapol'ü tek bir kalıba sokmuyor. Kalabalık bir grup terasta uzun bir masaya yayılabilirken, tek başına gelen biri bar kenarında hızlı bir sipariş verip yoluna devam edebiliyor; daha sakin bir sohbet arayan ise nişlerden birine çekilebiliyor. Mekanın bu bölünmüş kurgusu, aynı çatının altında birbirinden farklı birkaç ihtiyaca aynı anda yanıt vermesini sağlıyor. Diğer Public Art şubelerinde teras tek başına bu işi görürken, Megapol'de niş alanları ayrı bir katman olarak devreye giriyor.

Diğer şubelerle ortak çizgi

Megapol, Public Art'ın İzmir'deki tek adresi olsa da, markanın kurduğu dilden kopmuyor. Kuşadası'nda sahil yoluna açılan teras, Serdivan'da mahallenin günlük ritmine karışan bir köşe, Megapol'de ise bir yapının içinde kurulu bir durak haline geliyor; ama her birinde aynı imza duruyor. Bardaki kahve aynı pakette, sanat duvarındaki fikir aynı, menünün omurgası aynı kategorilerden besleniyor. Bu tutarlılık, hangi şehirde olursanız olun Public Art'a girdiğinizde neyle karşılaşacağınızı önceden bilmenizi sağlıyor.

Bu ortak çizgiyi kahve sayfamızda ve bakery sayfamızda daha ayrıntılı görebilirsiniz; Megapol'deki bar ve vitrin de aynı kaynaktan besleniyor. Şehir değiştikçe değişen şey mekanın mimarisi ve çevresi oluyor; kahvenin, tatlının ve sanat duvarının arkasındaki fikir aynı kalıyor.

Duvarda sanat, barda menü

Public Art'ın adındaki "art" burada da süs değil: Megapol'deki Public Art'ta da bir sanat duvarı var. Sanat duvarı sayfamızda anlattığımız gibi, eserler künyeleriyle birlikte sergileniyor; bu konsepti ayrıntılı işlediğimiz bir başka yazımızda de okuyabilirsiniz. Megapol'de de aynı fikir geçerli: kahvenizi alıp bir tabloya bakabileceğiniz bir duvar.

Menü tarafında da Megapol, markanın genel çizgisinden ayrılmıyor. Kahve, matcha ve bubble tea barın temel kalemleri; fresha ve smoothie de buz gibi bir alternatif olarak masada. Gün içinde kahvaltı ve sandviçler, fırından çıkan ürünler ve tatlı vitrini de bu menüye eşlik ediyor. Yani Megapol'e gelen biri, diğer Public Art şubelerinde bulacağı aynı imzayı burada da buluyor; değişen sadece mekanın mimarisi ve İzmir'in kendi atmosferi.

Gün boyu Megapol

Public Art'ın kurduğu "gün boyu kafe" fikri Megapol'de de geçerli. Terastaki bir masa sabah bir kahveye, öğleden sonra bir sohbete, akşamüstü de sadece oturup vakit geçirmeye göre kurulabiliyor; nişler ise daha özel bir anı arayanlar için ayrı bir seçenek sunuyor. Bar bu üç farklı ihtiyaca aynı anda cevap veriyor; sipariş hızlı alınıyor, ama mekan oturup kalmaya da uygun.

İzmir'de yaşayan ya da şehre yolu düşen biri için Megapol, uzun bir plan gerektirmeyen bir durak. Sanat duvarına bakarken kahvenizi yudumlamak isteyen biri için de, terasta güneşin altında bir an aramak isteyen biri için de burada bir köşe var. Markanın diğer şehirlerde kurduğu dil, İzmir'de bu adreste, kendi mimarisiyle devam ediyor.

Adres ve iletişim bilgilerinin en güncel haliyle her zaman Megapol sayfamızda olduğunu hatırlatalım; Public Art'ın İzmir'deki bu yeni adresini merak edenler oradan başlayabilir.


İzmir'de Megapol'e yolu düşenler, teras ya da nişlerden birini seçip sanat duvarının eşliğinde bir fincan kahveye oturabilir.