İçeriğe geç

Sakarya Serdivan'da Bir Public Art Günü

Sakarya'nın Serdivan ilçesindeki Public Art nasıl bir yer? Terasındaki serpme kahvaltı, sandviç ve kruvasan köşesini anlattık.

Sakarya terasında sandviçler ve kruvasanlarla dolu bir masa

Public, halka açık demek; ama her şube bu fikri kendi sokağında, kendi terasında yaşatıyor. Sakarya'nın Serdivan ilçesindeki şubemiz bunun güzel bir örneği. Bu yazıda Serdivan'daki Public Art'ı nerede bulacağınızı, terasında neyle karşılaşacağınızı, bardan ne içeceğinizi ve markanın "gün boyu kafe" fikrinin burada nasıl karşılık bulduğunu anlatıyoruz.

Serdivan'da nerede?

Sakarya şubemiz Serdivan'da, İstiklal Mahallesi'nde Bağlar Caddesi üzerinde. Şube şu an açık ve gidilebilir durumda; şubeler sayfamızda diğer Public Art'larla birlikte listeleniyor. Semtin günlük hayatına yakın bir konumda olması, şubeyi hem sabah bir kahve molası hem de öğleden sonra uzun bir sohbet köşesi yapıyor; işe giderken uğranacak kadar yakın, oturup vakit geçirmek için de yeterince sakin.

Şubeye dair en güncel bilgiyi her zaman Serdivan şube sayfamızdan takip edebilirsiniz; adres ve iletişim bilgileri oradan güncellenir. Public Art bugün birkaç farklı şehirde aynı dille karşınıza çıkıyor; Serdivan bu şehirlerden biri ve her biri kendi mahallesine göre şekilleniyor.

Terasta kurulan masa

Serdivan'daki Public Art'ı diğerlerinden ayıran ilk şey terası. Sakarya şubesinin terasında çekilen karelerde masanın ortasında serpme bir kahvaltı duruyor: küçük tabaklara bölünmüş peynirler, zeytinler, reçeller ve sıcak ekmek bir arada. Masanın bu hali, kalabalık bir sabah ya da hafta sonu sohbeti için düşünülmüş; tek kişiye değil, paylaşmaya göre kurulmuş bir düzen.

Aynı terasın başka bir karesinde ise masa sandviçler ve kruvasanlarla dolu; sabah erken gelenler için hızlı ama doyurucu bir seçenek. Kimi zaman vakit azdır, kimi zaman iştah küçüktür; teras bu farka göre iki ayrı dille cevap veriyor. Bu iki görüntü birbirini tamamlıyor: Serdivan'da gelen kişi ister saatlerce süren bir kahvaltı masası kursun, ister tek bir sandviçle yoluna devam etsin, teras buna göre kuruluyor.

Vitrin ve mutfak tarafında neler olduğunu bakery sayfamızda daha ayrıntılı görebilirsiniz; serpme kahvaltının yanında focaccia çeşitleri ve ıspanaklı kiş de aynı mutfaktan çıkıyor. Kahvaltı masasının bütün bir Public Art şubesinde nasıl kurulduğunu ayrı bir yazıda da anlattık; Serdivan'daki teras bu masanın gündelik hayata en yakın hali.

Sakarya terasında kurulmuş serpme kahvaltı masası

Fincana kadar aynı imza

Serdivan'daki barda da, diğer şubelerdeki gibi, Public Art'ın kendi paketindeki kahve kullanılıyor: espresso, Türk kahvesi ve filtre kahve. Yani Sakarya'da içtiğiniz fincanla başka bir şubede içtiğiniz fincan aynı imzayı taşıyor; barista değişir, şehir değişir, ama fincanın içindeki kahve değişmiyor. Espresso paketinin etiketinde kökeni de açıkça yazıyor: Brezilya. Etiketin arkası aynı zamanda bir demleme kartı, yani evde de aynı tarifi deneyebiliyorsunuz.

Kahvenin kökeninden demleme çeşitlerine kadar her şeyi kahve sayfamızda bulabilirsiniz; evde demlemeyi merak edenler için ayrı bir rehber de yazdık. Terasın bu iki tarafı — sabah masasındaki kahvaltı ve bardaki kahve — Serdivan'daki Public Art'ı günün farklı saatlerinde farklı bir ihtiyaca cevap veren bir yer yapıyor. Biri için burası hızlı bir sandviç molası, bir başkası için terasta uzayan bir kahvaltı sohbeti, bir başkası için de sadece bir fincan filtre kahvenin eşlik ettiği sessiz bir an.

Gün boyu Public, Serdivan'da da

Public Art'ın kurduğu fikir her şubede aynı: sabah kahvesiyle açılan bir kapı, günün ilerleyen saatlerinde de aynı sıcaklıkla açık kalıyor. Serdivan'daki şubede bu fikir terasın kendisinde görünür hale geliyor; masa sabah erken saatlerde kuruluyor ve gün ilerledikçe farklı ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Sabah hızlı bir sandviçle giren biri, öğleden sonra aynı masaya bu kez bir sohbet için dönebiliyor.

Semtte yaşayan ya da Serdivan'a yolu düşen biri için Public Art, uzun bir planlama gerektirmeyen, kapısından her girişte aynı tutarlılığı bulduğu bir durak. Bu tutarlılık sadece kahvede değil, terasın kurulma şeklinde de kendini gösteriyor: masa hangi saatte kurulursa kurulsun, aynı sıcak ve sade dil devam ediyor.

Serdivan'daki Public Art'ı henüz denemediyseniz, terasın sabah masasıyla tanışmak iyi bir başlangıç olabilir. Bir sonraki ziyaretinizde ister serpme kahvaltıyı seçin, ister sandviç ve kruvasanla hızlıca devam edin, teras sizi aynı şekilde karşılıyor.

Serdivan'a kimler geliyor?

Bir terasın kimin için kurulduğunu anlamak için masasına bakmak yeterli. Serdivan'daki terasta hem tek başına gazetesini okuyup kahvesini yudumlayan biri, hem de kalabalık bir masada serpme kahvaltıyı paylaşan bir grup aynı anda yer bulabiliyor. Mahalleye yakın olması, şubeyi günlük bir uğrak noktası yapıyor; uzak bir plan gerektirmeden, yoldan geçerken girilebilecek bir yer.

Aynı zamanda Serdivan şubesi, Public Art'ın diğer şehirlerdeki şubeleriyle aynı dili konuşuyor. Kahve aynı pakette, bakery aynı mutfak anlayışıyla hazırlanıyor, teras aynı sıcaklıkla kuruluyor. Hangi şubeye giderseniz gidin, karşınıza çıkan şey tanıdık geliyor; değişen sadece sokağın ve terasın manzarası oluyor. Bu da markanın kurduğu fikrin özünde yatıyor: Public, herkese açık bir kapı demek, ve bu kapı Serdivan'da da aynı şekilde açılıyor.


Serdivan'a yolu düşenler, şube sayfasından güncel bilgiye bakıp terasta bir yer ayırabilir.